.:: TDV İslâm Ansiklopedisi - ENDÜLÜS ::.

cilt: 11; sayfa: 222
[ENDÜLÜS - Mehmet Özdemir]


Empedokles’in tesirinde kalan İbn Meserre’dir. Onun kendisinden sonra birçok kimseyi etkileyen fikirleri, XII. yüzyılda aynı zamanda bir mutasavvıf olan İbnü’l-Arîf tarafından sistemleştirildi. İbn Hazm e-Faśl’ında İslâm akaidine muhalif felsefe akımlarını Zâhirîlik çerçevesinde sert biçimde tenkit etmiştir. İbn Hazm’ın çağdaşı yahudi İbn Cebirol de (Gabirol) YenbûǾu’l-ĥayât adlı eserinde meleklerin maddî beden ve şekillerinin bulunduğunu iddia ediyor, felsefî düşünceyle gerçeğe ulaşılabileceğini savunuyordu. XII. yüzyıl genel anlamda Endülüs’teki felsefenin en parlak dönemini teşkil eder. Bu yüzyılda yetişen filozoflardan biri olan ve Aristo’nun eserleri üzerine birçok kitap ve risâle kaleme alan İbn Bâcce bir taraftan felsefe ile klasik kelâmı ayırma cihetine giderken diğer taraftan da insanın tek başına sırf kendi kabiliyetlerini geliştirerek “faal akıl”la temasa gelebileceğini göstermeye çalıştı. İbn Tufeyl Esrârü’l-ĥikmeti’l-meşriķıyye adlı eserinde, insanda felsefî ve metafizik düşüncenin doğabilmesi için herhangi bir öğretimin gerekmediği, bu düşüncenin doğuştan mevcut bulunduğu tezini işledi. İslâm dünyasının en büyük filozoflarından biri, Meşşâî okulunun son temsilcisi ve Aristo’nun en ünlü şârihi olarak kabul edilen İbn Rüşd ise Gazzâlî’ye cevap vermek üzere kaleme aldığı Tehâfütü Tehâfüti’l-felâsife’de kelâma karşı felsefeyi savundu. Faślü’l-maķāl ve el-Keşf Ǿan menâhici’l-edille adlı eserlerinde de din ile felsefenin gayelerinin aynı, fakat metotlarının farklı olduğunu ileri sürdü. Onun tesiri altında kalan yahudi filozofu Mûsâ b. Meymûn da (Moşe ben Meymun) Yahudilik açısından buna benzer bir yol takip etti. Endülüs’te mantık ilmine ise gereken önemin verildiği söylenemez. Nitekim bu sahada et-Taķrîb li-ĥaddi’l-manŧıķ’ın müellifi İbn Hazm ile Kitâbü’l-Medħal li-śınâǾati’l-manŧıķ’ın müellifi olan İbn Tumlûs da kendi dönemlerinde mantık ilmine önem verilmediğinden şikâyet etmişlerdir.

Tarih ve Coğrafya. Endülüs’te tarihe büyük bir ilgi gösterildi. Metot bakımından genellikle Doğu’nun örnek alındığı tarih çalışmaları çerçevesinde ağırlığın Endülüs’e verildiği görülen umumi ve hususi tarihler, tabakat kitapları ve edebiyat tarihleri telif edilerek geniş ve zengin bir literatür oluşturuldu. Mevcut bilgiler ilk tarih çalışmalarının emirlik döneminde başladığını, halifelik ve bilhassa mülûkü’t-tavâif dönemlerinde geliştiğini göstermektedir. Bunlar arasında Abdülmelik b. Habîb’in et-Târîħ, Ahmed er-Râzî’nin Aħbâru mülûki’l-Endelüs, anonim Aħbâr mecmûǾa, İbnü’l-Kūtiyye’nin Târîħu iftitâĥi’l-Endelüs, İbn Hayyân’ın el-Muķtebes, İbn Hazm’ın Cemheretü ensâbi’l-ǾArab, İbnü’l-Hatîb’in el-İĥâŧa ve AǾmâlü’l-aǾlâm adlı eserleri zikredilebilir. Tabakat kitaplarına Huşenî’nin Ķuđâtü Ķurŧuba, İbnü’l-Faradî’nin Târîħu Ǿulemâǿi’l-Endelüs, İbn Beşküvâl’in eś-Śıla, İbnü’l-Ebbâr’ın el-Ĥulletü’s-siyerâ; edebiyat tarihlerine ise İbn Bessâm’ın eź-Źaħîre, İbn Hâkān’ın Ķalâǿidü’l-iķyân adlı eserleri örnek gösterilebilir. Endülüs’te coğrafya alanında da çok değerli eserler telif edilmiştir. Bunlar arasında Uzrî’nin TerśîǾu’l-aħbâr, Ebû Ubeyd el-Bekrî’nin el-Mesâlik ve’l-memâlik ve MuǾcem me‘staǾcem, Himyerî’nin er-Ravżü’l-miǾtâr adlı eserleri sayılabilir. Ayrıca İdrîsî, Ebû Hâmid el-Gırnâtî ve İbn Cübeyr gibi hem coğrafyacı hem seyyah olan simalar da yetişmiştir.

Mûsiki. 822’de Kurtuba’ya gelen Mevsılî ekolüne mensup Ziryâb’ın gayretleriyle önce Kurtuba’da, ardından da Tuleytula, Belensiye, İşbîliye ve Gırnata gibi şehirlerde Endülüs mûsikisinin konservatuvarları sayılabilecek okullar açıldı. Ziryâb’dan sonra mûsiki alanında söz sahibi olan şahsiyetler arasında Abbas b. Firnâs, İbn Abdürabbih, İbn Fethûn, Sâid er-Rabaî, İbn Rüşd ve İbn Bâcce gibi meşhur kişiler bulunuyordu. Fukahanın itirazlarına rağmen mûsiki toplumun her kesiminde revaç buluyordu. Bu yoğun ilgi sayesindedir ki XI. yüzyılda Endülüs mûsikisi Doğu’nun şöhretini gölgelemeye başladığı gibi Batı Avrupa müziğini de etkiledi.

Astronomi ve Matematik. Felsefe gibi halk tarafından pek iyi gözle bakılmayan ilim dallarından biri de astroloji ile bir arada mütalaa edilen astronomi idi. Buna rağmen astronomi Endülüs’te önemli bir gelişme kaydetti. Endülüslü astronomlar dünyanın büyüklüğünü Yunanlılar’dan daha doğru hesapladılar. Astronomi ile birlikte matematik çalışmaları da uygulamalı ve teorik olarak yürütüldü. Her iki alanda da pek çok bilgin yetişti. Bunlardan Ebû Bekir el-Ensârî II. Hakem döneminde astronomi ve matematik müderrisliği yaptı. Matematik ve astronomide otorite olup Endülüs’ün Öklid’i (Euclides) kabul edilen Ebü’l-Kāsım el-Mecrîtî Risâletü’l-usŧurlâb’ı telif etti ve ayrıca Hârizmî’nin Zîc’inde düzeltmeler yaptı. Onun talebelerinden İbn Haldûn ticarî aritmetik, arazilerin ölçümü, vergi hesaplamalarıyla ilgili çeşitli eserler yazdı. Zerkālî o dönem için mükemmel sayılabilecek astronomi aletleri yaptı. XII. yüzyılda yaşayan Câbir b. Eflah ve Ebû İshak el-Bitrûcî de Kitâbü’l-Heyǿe adlı eserleriyle astronomiye önemli katkılarda bulundular.

Zooloji ve Botanik. İlk defa II. Abdurrahman tarafından bitki ve hayvan numuneleri toplamak gayesiyle Doğu’ya araştırmacılar gönderilmişse de zooloji ve botanik sahalarındaki asıl çalışmalar XI. yüzyılda ağırlık kazanmıştır. Bu dönemde bir bakıma bugünkü araştırma - üretme merkezleri gibi geliştirilen bahçelerin şöhreti Endülüs sınırlarını aşmıştı. Araştırmacılar bu bahçelerde toprağı sürme, sulama, gübreleme, hasat, Endülüs’e ilk defa getirilen bitkilerin tanıtılması, aşılama, ziraî hastalıklarla mücadele gibi konularda çalışmalar yapıyorlardı. İbn Vâfid, İbn Haccâc, İbnü’l-Avvâm, İbnü’l-Baytâr ve İbn Bassâl bahçe kültürlerinde temayüz eden âlimlerden bazılarıdır.

Tıp ve Kimya. Endülüs müslümanları tıp sahasında da önemli gelişmeler kaydettiler. Bunda daha önce Doğu’da yapılan çalışmaların büyük payı vardı. Ancak Endülüslüler Doğu’dan aldıkları bilgilere pek çok katkıda bulundular ve özellikle hayvanlar üzerinde yaptıkları çalışmalarla fizyolojide önemli başarı sağladılar. Fizyoloji ve anatomide Galen ve Hipokrat gibi klasik dönem hakîmlerinin bilgilerinden faydalanmakla beraber onların bazı hatalarını da düzelttiler. Ayrıca uygulamalı tıp ilmini geliştirdiler ve bu çerçevede ameliyatlarda kullanılan aletler ve bunların kullanılış şekilleri hakkında ciddi eserler yazdılar. Bitkilerden öz suyu elde etme tekniğini geliştirip farmakoloji alanında eserler meydana getirdiler ve eczahaneler kurdular. Tıp ve kimya dallarında yetişmiş uzmanlardan Ebü’l-Kāsım ez-Zehrâvî otuz ciltlik et-Taśrîf adlı bir tıp ansiklopedisi telif etti. Ebû Mervân Abdülmelik b. Zühr de meşhur bir hekimdi. Filozof İbn Rüşd aynı zamanda iyi bir hekim olup bu alanda on altı eser yazmıştır. İbnü’l-Baytâr, muhtelif ilâç ve yemek türlerini topladığı ve bunların nasıl yapılacağını izah ettiği el-CâmiǾ li-müfredâti’l-edviye ve’l-aġźiye adlı eseriyle Batı’da olduğu kadar Doğu’da da büyük bir şöhret kazanmıştır. Endülüs’te



Not: Sayfa başlangıcındaki maddenin pdf'sini gösterir